Advert

"Refakatsiz Asla O Kapıdan Geçemezsiniz"

Advert

Güvenlik Uzmanı Mete Yarar, darbe girişimi ve sonrasında yaşananları Habertürk TV'de Veyis Ateş'e değerlendirirken, 15-16 Temmuz gecesi Adana-İncirlik'te Diyarbakır'dan gelmiş sivil polislerin cirit attığını ileri sürdü.  

Mete Yarar'ın konuşmasından satır başları şöyle: 

Sorgu için alınan 1 aylık süre, 7 gün sonra bitiyor. Giren kadar içeriye, yeni bilgiler ve kanıtlarla kişiler geliyor ve bu süreç bitmiş değil. 
Geçmişte yapılanlar darbeydi, emir komuta zinciri içindeydi. Cunta hareketleriyle bunun arasında bir fark var; kriptoyu çözmeye çalışıyorsun. İlk defa cuntadan daha büyük sivil bacağı var. 
Türkiye'de o gece TSK'nın içindeki FETÖ'cü grup müdahale etmeye kalktı lafı bence eksik, tamamen büyük bir kalkışmaydı o. İçinde polisin, yargının, iş adamlarının yer aldığı geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. 
O gecenin dökümü ortaya çıktığında aslında biz bunları net olarak algılıyoruz.

İncirlik Üssü'nden çıkarken yakalanan polisler var.!

O polisler Diyarbakır'da görevli. Girmek o kadar zordur ki üsse, hem kuvvet merkezinden mesaj çekilmesi gerekir, hem ABD'liler hem Türkler kontrol eder. Refakatsiz asla geçemezsin. 
Bizim bugün bizi güzel gösteren değil ne isek onu gösteren bir aynaya ihtiyacımız var. İlk başlangıçta bu olaya birçok kişi tiyatro dedi. Sonra darbe girişimi dediler. Sonra "gerçekten uçurumdan dönmüşüz" denmeye başladı ama bir kısmı hala anlaşılmış değil. 15 Temmuz'da zafer mi kazandık, yoksa hala süreç bir yere götürülmek zorunda mı? Bence yeni başladık. Direkten döndük diyenlere, o gün birileri bize şut çekti daha top kaleye gelmedi diyorum. 
Hala aktif olarak görevde olan insanlar var. Bu mücadeleyi toplumsal mutabakata dökemezsek sıkıntı olur. Bu şutu bir kaleci önleyemez. Barajı kalenin önüne koymak gerekiyor. Okçular Tepesi'ne adam çıkaracağımız bir zaman içerisindeyiz. 
Ben şu kitabı tam geçen sene 7 Haziran sürecinde başlayan 40 bin kilometrelik bir emekle yazdım. Bu kitabı yazdığımda, içinde belki onlarca yerde şu laf geçiyor; bu işte bir yanlışlık var. 
Bu karşımızdaki klasik PKK değil. PKK sonuçta kendisine sempatizan bir grup yarattı. Bir örgüt kendi güç bulduğu odakların nefretini kazanmak için eylem yapmasının nedenini onlarca kez sordum. Camileri bombalıyorsun, şehirlere patlayıcı koyuyorsun, insanları evlerinden ediyorsun. Birisi tarafından bedel ödenmesi gerekiyordu. PKK'nın yaptığında bir maddi karşılık olması gerekiyordu. 
Arkasından şu soruyu sordum, düşünsenize, 22 Temmuz'da bomba patladığında öncelik IŞİD'dir deniyor, Ceylanpınar'da iki polis şehit ediliyor. Bir örgütün kendisine düşman olduğu iki grup çatışacak, o da araya girecek, bu işte bir tuhaflık var.
Terör saldırıları için başka ülkelerde IŞİD bu kadar çabuk üstlenirken, Türkiye'de neden üstlenmez? "ÜST AKILIN KOORDİNE ETTİĞİ ÜÇ GRUP: PKK, FETÖ, IŞİD"
Bir üst akıl, üç grubu çok iyi koordine etmiş; PKK, FETÖ ve IŞİD. Sebebi de çok net ve açık, Türkiye'de darbe öncesi psikolojik olarak alt yapıyı hazırlamaya çalışmış. Bu üç örgütü birleştiren bir üst akıla ihtiyaç var. Ben FETÖ'nün bu puzzle'da yalnızca küçük bir bölüm olduğunu söylüyorum. 
Yaklaşık iki yıldan beri farklı ülkelerde Türkiye ile ilgili çıkan yazıları tarasınlar. Neredeyse büyük kısmının darbeyi teşvik ettiğini görecekler. Batı coğrafyasında. Burada hatamız var, biz kendi içimizde yarattığımız kaosun bedelini ödetiyorlar. 
Bizde hiç günah yoktu, diyemeyiz. Bizim Yenikapı'daki ruha ve uzlaşıyla ihtiyacımız var. Bu oyun planında biz o kadar çok karşı tarafa malzeme verdik ki, bu malzemelerin her birini üstümüze attılar. Siyaset kendi özeleştirisini yapmaya başladı. Herkes birbirini affetti, mahkemeler geri çekildi. Toplumsal tabanda da bu uzlaşmaya ihtiyacımız var. 
Ne olursa olsun topluma parçalanmayacağını gösteren bir siyasi iradeye ihtiyaç var; TBMM'den bahsediyorum. Toplumun kendini kaşıyabileceği alanlara müsaade edilmemesi lazım. Toplumsal anlamda yüzde 80'leri bulamıyorsak anketlerde, erteleyelim sorunları. Bugün alınan tedbirlerin gerçek boyutunun anlaşılabilmesi için tehlikeyi doğru anlatmak gerekiyor. 
İnsanlar diyor ki, bunu anlatsak Avrupa bize nasıl bakar? Avrupa bize zaten öyle bakıyor. Sen bana grip dedin ama kanser tedavisi yapıyorsun, denir. Ama kansersin dediğinde, toplum kendini hazırlar. Toplumsal anlamda teşhisi doğru koyalım. 
Sayın Başbakan'ın söylediği rakamlar; akademik anlamda yüzde 90-95 diyor, bunun neresi grip? Bu işi kısıtlı personelle değil, gerekirse gücü daha da arttırarak, gerekirse farklı yerlerden göreve çağırarak yapmak durumundasın. OHAL içerisinde bu işi çözebilecek adamların sayısı çok az. Bu kadar az kişiyle yapılacak bir organizasyon yapısı değil bu. 
Bu adamlar cuntacıydı, silahları eline aldılar gitti, bu icebergin üst kısmı. İfadelerde kimse bir sonraki bağlantıyı vermiyor. Kripto örgütün bağlantılarını bulup itiraf ettirmeye çalışıyorlar. "MAFYA USÜLÜ İNFAZ EDİYORLAR"
Jandarma Genel Komutanlığı'nın kapısında albayın biri kolundan vuruluyor. GATA'ya gidiyor ama diyor ki, buradan sağ çıkamayabilirim. Sivil hastaneye gidiyor, kurşun yarasıyla. Yatarken bir görevli geliyor, kulağına eğilip diyor ki "yanlış yere geldiniz, burası cemaate yakın, ben sizin yerinizde olsam burada durmam." Tedavi olmadan çıkıp evine gidiyor. 
Levent Göktaş Ergenekon'da bir numaralı sanıklardandı, yüksek şekerden gözünde arıza meydana geliyor. Hastaneye gidiyor, doktor kulağına eğiliyor diyor ki "ben cemaate yakınım, sizin gözünüzü kör etmek üzere, ama ben yeminime sadık kalıyorum, size bir şey yapmayacağım" diyor. 
Jandarma Genel Komutanlığı içinde Emniyet Daire Başkanı "bir konu var" diye çağrılıyor. İçeri gelince derdest ediliyorlar ve etkisiz hale getiriliyorlar. Normalde ne yaparsın? Etkisiz hale getirmişsin. TEM Daire Başkanı'nı başından vurdular. Koruma polisi olan Hasan Gülhan'la ilgili bir diyalog bana geldi. Yandaki karede yatan, şehit olan kardeşi Yılmaz Gülhan. 2001 yılında K. Irak'tan dönen timlerin içinde görev yapan bir kardeşimizdi. Uçak düşünce o da şehit oldu. Konuşmalar içinde infaz emrini veren adam emri verdiğinde, Hasan Gülhan nasıl insanlarsınız, ben şehit abisiyim diyor. Bir meslektaş olarak, şehidin kardeşi bize emanettir. Mafya usülü infaz ediyorlar. Biz kimle karşı karşıya olduğumuz anlaşılsın diye o fotoğrafı koydum. 
Uyanık olmak başka, tedirgin olmak başka. Ben bilginin verdiği korkaklığı tercih ederim, cahilliğin verdiği cesaretten çok. Tehlikenin boyutunu söyleyeceğiz, herkes tedbirini alsın, uyanık olsun. "KARA PROPAGANDANIN ZİRVE YAPTIĞI BİR DÖNEM YAŞAYACAĞIZ"
Bu örgütün elinde Türkiye'nin 30 yıllık arşivi var. Her gün Türkiye'yi kara propagandaya sokacak kadar malzemeleri var. Bugün yaşayacağımız süreç, kara propagandanın zirve yaptığı bir dönem olacak. Ellerindeki arşivi deşifre edecekler. 
Hulusi Paşa'nın emir subayı ne dedi? Ellerinde her gün ne konuşulduysa arşiv var, bir de bunları montajla, komuta kademesini birbirine düşürürsün. 
Bu ülkede sehven yükleme yapılarak insanlar yıllarca içeride yattı. Olmayan isimli adreslerle insanlar içeri atıldı. Bu işte en öne çıkmış adamlar hedef alınacak. Çünkü oyun suyu bulandırmak üzerine kurulu. 

 

Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret