Advert

Soner Yalçın'dan İsmet Berkan'a Salvolar

Soner Yalçın'dan İsmet Berkan'a Salvolar
Advert

Sabırla sonuna kadar okumanızı rica ediyorum.
Tarih: 10 Ağustos 2016.
Yani, bir hafta önce…
Hürriyet gazetesi yazarı İsmet Berkanköşesinde “Nasıl olur da koca general bu safsataya inanır?” başlıklı yazı kaleme aldı:
“Bugünlerde etrafımda en çok duyduğum soru bu.
Nasıl olur da general olmuş insanlar, peygamberle konuşma iddiasındaki bir insana kanar?
Nasıl olur da general olmuş insanlar, ceplerinde muska niyetine Fetullah Gülen tarafından okunmuş üflenmiş bir dolarlar taşır?
Nasıl olur da savaş uçağı/helikopteri pilotları Fetullah Gülen'in dikte ettirdiği ‘Cesaret duası'na ihtiyaç duyar?
Dikkat edin, burada inançtan, dinden, dindarlıktan söz etmiyoruz. Onun ötesine giden bir şeyden, Fetullah Gülen'e tapmaktan, onu kutsal bir kişi görmekten söz ediyoruz. (…)
Amacım burada haddimi aşıp İslam içi terminoloji polemiği yapmak değil; tek söylemeye çalıştığım, modern eğitim almış, rasyonel düşünen insanların bu yapıyı ‘akıl' ve ‘mantık'la açıklamada zorlanacakları. Hele hele kendileri modern aydınlanmacı eğitimden geçmiş, akıllarını kullanmaları öğütlenmiş insanların bu inanç grubunun içinde yer almalarını kimsenin açıklayamıyor olması ise durumu iyice karmaşık hale getiriyor…”
Peki…
Yanıtını yine İsmet Berkan'a bırakalım.
Şöyle!..

F. Gülen entelektüelmiş!

21 yıl önce…
Tarih: 25 Ağustos 1995.
Yeni Yüzyıl gazetesi yazarı İsmet Berkan köşesinde, “Entelektüellik Bayrağı El Değiştirdi” başlıklı yazısında bakın ne yazmıştı:
“Kanuni döneminin Şeyhülislamı Ebusuud Efendi'nin meşhur fetvası, medreselerde pozitif bilimlerin okutulmasına gerek olmadığı şeklinde değil de, okutulmasının iyi olacağı şeklinde yazılsaydı, bugün nasıl bir ülkede yaşıyor olurduk?
Bilim Osmanlı sisteminden dışlanmasaydı bugün böyle mi olurduk?
Eyüp Can'ın yaptığı ve 11 gün boyunca ZAMAN gazetesinde yayınlanan mülakatta Fethullah Gülen de aynı soruyu gündeme getiriyor.
Fethullah Gülen, pozitif bilimlerin eğitiminin verildiği ‘mektep' ile kendini sadece din eğitimiyle sınırlayan ‘medrese'nin birleşmesi gerektiğini söylüyor. (…)
Entelektüellerin hep ve sadece belli bir kesimden çıktığı inancı belleklerimizde yer etti. Yakın zamana kadar Türkiye'de entelektüellik bayrağını nedense hep sol ve liberal kesimler taşıdı. Ama bir süreden beri, Türkiye'de entelektüel faaliyetlerin başlıca sürdürücüsü İslâmî kesim.(…)
Cemaatinin ‘Hocaefendi' diye saygıyla andığı, öteki kesimlerinse -bazen küçümser bir şekilde- sadece ‘Hoca' dediği Fethullah Gülen, söyleşisinde esas olarak yedi şey söyledi:
– İslâm'da dogmalara yer yoktur. İslâm, gelişmeci bir dindir.
– İslâm'da ‘yobazlar' yani dogmatikler olduğu gibi laik kesimlerde de ‘laik yobazlar' mevcut.
– Batı'dan kopmak Türkiye'yi yalnız bırakır, izole eder.
– İmam Gazali'nin ‘yanlış anlaşılan' görüşleri sebebiyle İslâm pozitif bilimlerden uzaklaştı, bu da İslâm'ın yükselişini önce duraksattı ardından da geriletti. (…)
– 15-20 yıl sonra Orta Asya'yı Fethullah Gülen cemaatinden girişimcilerin kurduğu okullardan mezun olmuş, Türkçe ve İngilizceyi iyi konuşan,Batılı anlamda iyi eğitim almış insanların yöneteceğini bilmek için falcı olmaya hiç gerek yok…”
Bitmedi.
İsmet Berkan'ın bir yazısını daha anımsatmalıyım; sonra ne demek istediğimi yazacağım..

Her devrin gazetecisi

Tarih: 28 Aralık 2012.
İsmet Berkan Hürriyet'teki köşesinde yazdı:
“Başbakan Erdoğan bir TV söyleşisinde, evinin altındaki ofisinde ‘böcek' adı verilen dinleme cihazlarından bulunduğunu açıkladı. Bu açıklama yapıldığından beri de spekülasyonlar havada uçuşuyor. Başlıca üç ayrı spekülasyon var:
1- Başbakanı dinlemeyi hedefleyen bu ‘böcek'i Fethullah Gülen cemaatine mensup ‘yeni derin devlet' koydu.
2- Ne malum ofisten böcek çıktığı? MİT,aslında olmayan böceği varmış gibi göstererek Başbakanı manipüle ediyor; Başbakanın, Fethullah Gülen grubu ile çatışmasını sağlıyor.
3- Yabancı istihbarat örgütleri koydu.
Bu üç spekülasyondan en çok da birincisini anlatan onlarca yazı okudum. Hatta haber bile okudum son on gün içinde. Televizyonlarımızdaki lafazanlıkları saymaya imkan yok zaten.
Her zaman mı böyle bir ülkeydik, yakın zamanda mı böyle olduk, ben ipin ucunu kaçırdım.
Ne zamandan beri ‘bilgi'yi ve ‘gerçek'i değil de, spekülasyonu bu kadar çok önemsiyoruz? Ne zamandan beri, gerçekte bildiğimiz şey tek bir cümleyken, o tek cümleden hareketle bunca gevezelik ediyor, o gevezeliklere onca primi veriyoruz? Gerçekte hiçbir şeyi bilmeden bu kadar çok şey biliyormuş gibi yapan insanlar ülkesinde yaşıyoruz.”
İsmet Berkan'ın bu üç yazısı hakkında yoruma gerek var mı?
Koca Generallerin Fethullah Gülen'e inanmasında İsmet Berkan'ın rolü yok mu? Bu, Kabataş yalanından çok daha kötü değil mi?
Generallerin nasıl kandırıldığını yazacağına; Fethullah Gülen'in “piarını” neden yaptığını yazması gerekmiyor mu?
Paraşütle -Eyüp Can gibi- nasıl genel yayın yönetmeni yapıldığını anlatması gerekmiyor mu?
Bakın. Samimi olarak yazıyorum…
Meselem İsmet Berkan değil.
Meselem İsmet Berkanların vasatlığıdır!Medyanın sıradanlığıdır; her devrin gazetecisi olma kurnazlığıdır.
Çünkü:
Sadece AKP değil; medya da bu bayalığa mahkum olduğu için 15 Temmuz darbesiyle karşılaştık.

Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret
Vali Mahmut Demirtaş'tan Kozan'a Ziyaret